Blog başlığındaki "+40" UYARISINI GÖRDÜNÜZ MÜ?

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.

Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.

Tedbir olarak yanınızda sağlık ekibi bulundurunuz veya çıkınız! +40 :))

İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.


Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın.

Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

mhp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mhp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2019 Salı

Hermetizm, Hermes, İslam, MHP,AKP, BİZANS

HERMETİK YUNAN CEMİYETİNİN FELSEFESİ

Bütün Müslüman, Hristiyan, Yahudi cemaatlerinin temel desturu Hermetizmdir.
Hermes, Zeus'un insandan doğma
oğlu,doğduğu gün Apollon'un
(Abisi) öküzlerini çalar, yargılanır,
yaptığı lir ile Zeus ve tanrıları
uyutur, peygamber olur. Sonra 
hepsinin baş tanrısı. Aynı Lah
gibi
Hermetizm, 9.yy.dan sonra Bağdat İslam üniversitesinde teolojisi olmayan İslam'ın teolojisi yani tasavvufu kabul edilmiştir.
Büyük İskender'den sonra kurulan Mısır Ptolomeo hanedanını kuran Grek Generali Ptolomeo Mısır bilge tanrısı Lah'tan çok etkilenmiştir.
Bu etkilenme sonucu Grek felsefesinde bir Hermes kültünü başlatmıştır.
Lah, Greklere Hermes, Araplara Tut, Kuran'a İdris, Zerdüştlüğe Hürmüz olarak geçmiştir.

Mısır Ay Tanrısı Lah ve felsefesi hakkında internette bilgiler bulmak mümkündür.
Bu yazıyı okuduğunuzda İslami zannettiğiniz bir çok bilginin bu felsefeye ait olduğunu ve başımızdaki Gül Haç, kripto Rum yapılanmasını da belki çözebilirsiniz.

Altın Şafak/Golden Dawn aynı zamanda Yunan MHP'sinin de adıdır.
Yunanlı profesör Dimitri Kitsikis'in Anadolu ve Yunanistan Rumları ile İsrail ortaklığında bir Türk Yunan Konfederasyonu projesi vardır, AKP bunu "Yeni Osmanlı" diye vermektedir, aslı Bizanstır. Projede Türk ve Müslüman yoktur aslında.
Niçin Golden Dawn/Altın Şafak Partisinin yükselişi A.B için kötüdür?
Altın Şafak Partisinin Yükselişi Avrupa için Niçin Kötüdür

Dimtri Kitsikis, sayfasında 1975 yılında Fatih portresi önünde Yunanistan Altın Şafak Partisi ile MHP'nin ortak hareket etmesi hakkında görüş birliğine vardıklarını yazmıştır.

Dimitri Kitsikis Osmanlıyı Rum gören birisidir. Osman Gazi, Orhan Gazi Rumlarla ilk pazarlığı kuranlardır, Fatih ise Yunanlıları Romalıların aşağı, Roma imparatorlarına namaz kılan tebası olmaktan kurtarıp Osmanlı sarayına devlet adamı yapmış, esaretten kurtarmıştır, İstanbul'a girmeleri yasak olan Doğu Karadeniz Rumlarını da İstanbul Fatih ve Fener semtlerine yerleştirip (Feneryotlar), dış ticaret, tercümanlık, elçilik işlerinde görevlendirdiğinden Fatih'in Yunan ve Karadeniz Rumları üzerinde ayrı bir etkisi vardır. 


Karadeniz Rumları ile 1200 yıldır ortak hareket eden doğu ve Güney doğu Anadolu Rumlarından, Bitlis Yezidi Rum'u İdris'i Bitlis'i'nin önerileri ile Yavuz Selim de Doğu Roma/Bizans ülkesini kurduğundan dolayı, II.Abdülhamit de Yunan krallarına, Aristo, Sokrates, Eflatun'a tanrı diye ibadet eden kripto yunanlı Bitlis, Siirt, Hakkari, Mardin, kısaca Mezopotamya Rumlarını Müslüman saymış, Yıldız Sarayını tanrıları Tavus'un sembolü Tavus Kuşu resimleriyle donattığından hürmet görmektedirler. Diğer padişahlara kıymet vermezler.
Osmanlı hiç bir zaman Türk olmamıştır. 

611 ile 641 yılları arasında ölünceye kadar imparatorluk 
yaptı.
721 yıl süren Roma İran savaşlarına son verdi. Tanrı olarak ibadet 
edildi.
Sezar'ın oğlu Antonyus,M.Ö10'larda babalığı Sezar ile kendisine 
tapınılmasını emretmiştir.
Hristiyanlığı din kabul eden I.Konstantin, yeryüzünde, hiç bir 
tebanın en büyük tanrısının kendisinden büyük olamayacağını,
yeryüzünde sadece kendisine tapınılmasını emretti./ İslam 
doğduğunda Hristiyanlar dahil herkes imparatora Allah diye
ibadet ediyordu. Kur'anın da Allah'ı, cihat ayetlerini veren de 
bu Herakles'tir ki İran tanrısı Hüsrev'i yendiğinden 
yeryüzünün en büyük tanrısı olmuştur.
İslam da zaten Rum Suresi ve Elmalılı Hamdi Yazır Tefisiri okunduğunda, Roma vassalı olan Hicaz'lı peygamber Muhammet, Yahudi ve Hristiyan Rumlar gibi halkını kitap okuyan kavim yapmak istemektedir. 611 yılında Sasanilere savaş açan Herakles ile Muhammed de kendini peygamber ilan etmiştir. 613 yılında Sasanilerden ağır yenilgi alan Bizans imp, Herakles'in ardından Muhammet'in arkasında bir kaç kişi dışında kimse kalmadığını Elmalılı anlatır. Roma galip gelecek diye Ebubekir'i bahis tutuşmaya yollar, bahisçiler sorarlar; "Ne zaman galip gelecek?
Cevap;
Üç vakte kadardır.
622'de Herakles, sarayını oğluna emanet edip Anadolu'ya geçer, ordu toplar.Muhammed de Medine'ya hicret eder.Çünkü İbni İshak'ın Siretül Resülullah kitabında yazdığına göre İran şahı Hüsrev Muhammet'in kellesini Yemen valisi Bazan'dan istemiştir. Bu yüzden Muhammet hicret etmiştir. 
628'e kadar amansız savaşlar sonucunda, 628 Ocak ayında Sasani Ordusunu Ninova'da yok eder. Şubat ayında gelir Ebu Süfyan ile Şam'da Sasani ülkesini yağmalaması için pazarlık eder,

İran ve Roma imparatorlarına Allah diye ibadet eden ilkel, verimsiz topraklarda yaşadıklarından vergi memurlarına "onlar ne verirse onu alın" denilen sefil,binlerce yıldır köle teba olarak yaşamış, yağmacı, köleci topluma güneş böyle doğmuştur.

Ebu Süfyan İran'ı iki yıl takip etmiş, devlet kendini toparlayamayınca da 630'da Mekke'yi teslim etmiş, beklenilen performansı veremeyen, koruyucusu Ömer, yeğeni, Osman, kayın pederi Ebubekir ile dahi küs olan Muhammet 632'de muhtemelen öldürüldükten sonra İran seferine çıkmıştır.
İslam, doğu kiliseleri, Zervaniliği ve Katolik Kilisesi öğretilerinin harmanı, Arap yarımadası ile Sasani ülkesi halklarını Roma tebası yapmak için hazırlanmış bir kitaptır. Ama çok aceleye geldiğinden kitap vasfı taşımasa da okuryazarlığın halka yasak olduğu coğrafyada üstüne kılıç, vergi korkusu da eklenince çok iyi tutmuştur. Kısaca asil Roma halkı için değil, yıldız dinlerine inanan tebalar için yazılmış Hristiyanlıktır.

Bu özelliğinden dolayıdır ki, bu gün yeryüzünü Hristiyanlar yönetmekte, Müslümanlar da onun askerliğini, köleliğini yapmaktadırlar. Çünkü peygamber Muhammed'in Herakles'e yazdığı büyülü mektupta, "Hristiyanların kıyamete dek yeryüzünü yönetmesini istediği" yazılıymış.Tıkla) Araplara böyle büyük bağış yaptığı, kendisini peygamberi, Arapların Tanrısı yaptığı için mi, ikisi için de mi olsa da  

VII. yy.da Emevileri,IX. yy. da Abbasiler,XVI.yy.da Osmanlı Roma'ya muhalif bir İslam yapmaya çalıştılarsa da başarılı olamamışlardır. Bunun delilleri için başta Kur'an'ın surelerinin iniş/vahiy sırasına göre değil, uzundan kısaya dizilmeleri, Buhari hadis kitabının değiştirilmesi, Katolik Hristiyanlığa benzeyen Hanefi mezhebinin çıkışı, mezhep ve tarikatlara dinin bölünmesi ve bozulmasıdır. 
Çünkü, dini yazan kavim her zaman kazanır. Yahudiliği de Sabiler, Mısır, Persler yazdığından o din de aynı yapıcı kavimlerce bozulmuştur. Tevrat'ı en son Roma kendi siyasal hedeflerine göre yazmıştır. Başka milletleri yağmala, karıları evlere doldur, tecavüz et, köle et, öldür emirleri hep Roma imparatorlarının emirleridir.

Roma da İran dininden kurtulmak için Hristiyan olmuş ama Yahudileri dünyanın başına da bela etmiştir. Çünkü Hristiyan ve Müslümanlar Yahudileri kutsal Tanrı Kavmi olarak bilince Yahudilere her türlü yol vermişlerdir.
Metin Google çevirisidir. Doğru çevirdiği için ben yazmadım.

Bu yüzden, İncil'in Grek dilinde okunması ile kutsiyet kazanmış Grek ırkının Hermetik Felsefesini İslam tasavvufu yapmış Müslümanları şimdi, yine Grek Hermes kültüne göre yazılmış Osmanlıcılık projesinin sahibi Dimitri Kitisikis tweetter sayfasında ve yazılarında da b u karakterlere özel saygı göstermekte ve gerekçelerini yazdığım şekilde, yani Yunanlıları esaretten kurtardıklarına işaret ederek açıklamaktadır.

Ben bu işleri bıraktığım için yazmıyorum.
Meraklısına kolay gelsin.

Alaeddin Yavuz


Muhammet'in Herakles'e Mektubunu bilmeyenler için; 

17 Mayıs 2015 Pazar

OY VERECEĞİNİZ PARTİLER HAKKINDAKİ TESPİTLERİM

New York İkiz kuleleri

11 Eylül 2001 İkiz Kule tezgahı ile yeryüzüne "Demokrasi" getirme kararı alan ve, G.W.Bush ile Müslüman dünyasına "Haçlı Seferi" ilan eden Avrupa ve Amerikan Haçlı koalisyonu, geçen 14 yılda, Afrika, Arap yarımadası, Irak, Afganistan, Pakistan, Pencap, Malezya, Endonezya, Ukrayna, Gürcistan bölgelerinde oluk gibi kanlar akıttı, 1950'lerden itibaren binbir emekle yaratılmış bütün medeniytlerini yaktı, yıktı.

Bizim ülkemiz, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler d ebu "demokrasi ithalatının "eşbaşkanlığını yaptılar.
Bunca tecrübeye, her gün kendilerine ait onlarca muhalefet beyanlarına rağmen seçim zamanı bir çarkediş başladı ki sormayın.

AKP hükumetinin değişmez istepnesi MHP, Atatürk rejiminin ve demokrasinin savunucusu CHP, yıllardır mücadele ettikleri, Gregoryen Ortodoks Ermeni Hristiyanlığından Sünni İslam'a devşirmelerin tarikatı olan Gülen cemaati ve 35 yıllık terör ile 50.000 insanımızın kanını döken terör örgütü ve onun siyasi partisi HDP ile bir grupta toplandılar.

Ben bunlara "Ermeni din ve mezhepler koalisyonu adını verdim. Çünkü, Müslüman ve Hristiyanlığın farklı mezheplerinden oluşan Ermenilerden oluşan bir yapılanma oldu.(Tıkla)

Partide ne kadar vatansever, Atatürk cumhuriyetinin değerlerine bağlı, terör örgütüne karşı olan varsa tümünü temizlediler.
CHP'den atılanlar, MHP'ye kabul edilmeyenler ve atılanlar da Vatan partisi ile Vatan partisinin AKP ile işbirliğinden ürkenlerin kurdukları Anadolu Partisi ve emekli general Osman paşanın HEPAR'ında kendilerine yer buldular.

AKP, Yezidi Kürtler, Kripto-aleni Süryaniler, Rumlar, Çerkezler de Siyonist Amerikancılığı temsil etmektedirler.

Bu gruba destek veren Gülen cemaat medyası ile Doğan medyası ve Alevi, Sol görünümlü görsel yayın organları HDP'siz bir dakika geçirmemektedirler.

MHP, HDP destekçisi bir bayanı milletvekili adayları arasına almıştır.

CHP'den her gün bir vekil adayı veya vekil, HDP ile koalisyondan bahsetmektedir.

Vatan Partisi de AKP ile uzlaştı, bütün muhalif kanallar çatır çatır muhalefet yaparken onlar Kertenkele belgeselleri, Amerikan filimleri yayınlıyorlar.

Üzüldüğüm, Hulki cevizoğlu, Nihat Genç, Birgül Ayman Güler gibi çok değerli beyinlerin VATAN partisinde olmaları.


Bu da, Vatan Partisinin da Amerikan demokrasisine yeşil ışık yaktığını gösteriyor.

Geriye ne kaldı?

Onlar da zaten cüzzamlı gibi görülen, kimsenin ilgisini çekmeyen küçük partiler.

2008'den beri Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk gibi adlarlar oynanan Silivri Koloni Hapishanesi merkezli tiyatro, tersine dönmüş Gülen cemaati üzerinden oyanır olmuştur.

"Yoktur birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız" reklamı deyişinde olduğu gibi, her birisi "Biz Osmanlı Bankasıyız" diyen ama tümü Amerikan siyasetlerinde birleşmiş TBMM içi ve dışı partilerin, irili- ufaklı TBMM'ye girecekleri de son gelişmelerle belli olmuştur.



I.Dünya Savaşının ve Çanakkale'ye saldırıların 100. yıldönümünde AKPKK'nın çıkarttıkları Büyük Şehir Yasası gereğince, 1980'lerde Kenan Evren'in ABD ile imzaladığı "Sekiz Eyaletli Türkiye Haritası"nın yasal zemini hazırlanmıştı.

Yukarıdaki bilgiler ışığında, TBMM'yi dolduracak TBMM dışı partilerden küçük bir katılım ile de Sekiz Eyaletli Türkiye Haritasının "partiler arası konsensüs" ile kabul edilerek gerçekleştirileceğini görmek gerekir.

2015 genel seçimlerinde vereceğiniz her oy, devletin bölünmesine, iç karışıklığa "evet" olarak yansıyacaktır.

Başta kendime olmak üzere herkese "akıl-fikir-beden "sağlığı dilerim.
Zaten hangisine oy versen hepsi de Amerikancı.
Malum bizde siyasi sihirbazlar değişir ama, şapkalarından hep Amerikan bayrağı ve siyasetleri çıkar.

Bu videoları mutlaka seyrediniz;


Atatürk düşmanlığı yapanların gerçek kökenleri;




Alaeddin Yavuz/
Alaeddin Yavuz wordpress
keykubat
/adilyargic
/ adilyargicc

27 Haziran 2012 Çarşamba

MILLI OLMAYAN BASBAKANDAN MILLI DURUS CAGRISI


MİLLİ OLMAYAN BAŞBAKANDAN MİLLİ DURUŞ ÇAĞRISI
VEYA
ŞAMAMA VE BEN


Suriye’nin iki gün önce düşürdüğü uçağımız, henüz izleri bulunamamış pilotlarımızın ölü veya diri olduklarına dair herhangi bir bilgi de ortada yoktur.
Evet, devletin uçağına yazık olmuştur, umarım, hataları sadece “asker olmak ve verilen emirleri yerine getirmek olan” pilotlarımız da sağ ve salimdir ve ailelerine bir an önce kavuşurlar.

Dış işleri bakanı Ahmet Davutoğlu Yahudi’si NATO’nun beşinci maddesine göre Suriye’ye NATO müdahalesi istedi ama işin içinde Çin ve Rusya gibi BM’nin beş üyesinden ikisinin muhalefetleri olunca NATO sadece saldırıyı kınamakla yetindi ve RE.T.E’yi destek açıklaması yaptı.

Bunu B.M (Birleşmiş Milletler Örgütü)nin lağvedileceği hakkında bir başka dedikodu takip etti.
İşte, ülkemizi savaş ortamına iten, büyük bir dünya savaşına neden olabilecek, kökü dışarıda olan, dayatma düzmece askeri bir senaryonun yarattığı sorunların ağırlığı altında ezilirken, bu destek ve dedikoduların gelmelerinin ardından başbakan RE.T.E gene o öküz böğürmesini andıran gür sesiyle yağdı gürledi.

Ama AKP hükumetinin uyguladığı işbirlikçi siyaset, Osmanlı’nın yıkılış dönemindeki Süryani, Ermeni ve Yezidi Kürtlerle Arapların Haçlılardan aldıkları desteklerle devleti yıkmak için çıkardıkları isyanlar ile aynı istikamettedir.

Bütün iktidar partisinin başında bulunanların kökenleri de bu isyancılara, teslimiyetçilere dayanmaktadır.
-“Türkiye’nin dostluğu şöyledir, düşmanlığı böyledir, korkulmalıdır!” gibi hamaset içerikli yüksek volümle söylenmiş, arkası doldurulamayacak, işkembeden üflenmiş bir sürü bağırsak gurultularıyla halkın gazı alınmakta, inceden inceye halk, nedenini asla anlayamayacağı, sorgulayamayacağı bir oldu-bitti “savaş psikozuna” sokulmaktadır!

Bu bağırsak gurultularını gene Mavi Marmara olayının ardından RE.T.E’nin çıkardığı gurultularla aynı sesler olduğunu CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu parti grup toplantısında dün dile getirmişti. Bunun ardından da Suriye’nin uçağımızı düşürmesinin de hazmedilemeyeceğini de eklemişti. Bunu da yapmamazlık edemezdi zaten.

Öteki muhalefet partisi MHP başkanı Devlet Bohçalı ise tamamen her konuda AKP’nin arkasında olduğunu ifade etti ve bu gün RE.T.E’den büyük bir teşekkür aldı.

Dersim’li Kemal bile daha tedbirli, ortadan, yuvarlak ifadeler kullanırken, Dövlet Bohçalı, Libya olayında ve Türban konusunda olduğu gibi bu olayda da AKP’ye çıktığı tam destek ile asla bu devleti yönetemeyecek, kalitesiz, kişiliksiz, yama, kukla, gaz alıcı, vatansever Ülkücüleri aldatan, satan, başkaları tarafından o koltuğa oturtulmuş, ”bekârlık çeken çileci” Fethullah Gülen şakirti bir parti başkanı olduğunu ortaya koymuştur.

MHP önderi Dövlet Bohçalı ise bu söylemiyle kendisi ve partisi MHP’nin şanına yakışır, Amerika’ya sadık bir “yama parti” olduğunu kanıtlamıştır.

Ben bu adamın, 1917’de Süveyş yenilgisinin ardından İngilizlerin emriyle Suriye, Lübnan’dan Adana bölgesine geri yerleştirilen ve Fransız üniforması giyerek, Adana Klikya Hıristiyan Krallığı kurmak amacıyla Türk askerine kurşun sıkan ilk posta 178.000 kişilik Ermeni sürgünlerinden olduğuna iyice inanmaya başladım!

Başbakan RE.T.E CHP’nin kısmi desteğine de teşekkür ederken Bohçalı’yı göklere çıkarttı ve arkasından da ekledi;

-Böyle günlerde iktidar muhalefet birlikte davranmalıdır, muhalefet de bunu yapmıştır teşekkür ederim! Dedi ve arkasından kendisini eleştiren bazı gazeteciler ile internet medyasına verdi veriştirdi.

Eleştirdiği medya unsurları sanki böyle günlerde bir olunacağını başbakan RE.T.E’den öğrenecek!

Sen ki, mahalle muhtarı olamayacak haldeyken partin seçimleri kazandığında meclise giremediğinden, işbirlikçi NATO paşası zamanın genelkurmay başkanı Hilmi ÖZKÖK ile görüşmek için ABD dışişlerinden Wolfovitz’e sana bir görüşme ayarlaması için sonu, “Daima sizin olan!” sadakat ifadesiyle biten bir kölelik mektubu yazacaksın, bunun ardından sana kapılar ardına kadar açılacak ve uydurma bir dümenle karının memleketi Siirt milletvekilini istifa ettirip düzenlediğin bir ara seçimle meclise girip Deniz Baykal tatarının işbirlikçiliği ile hükümetin başına geçeceksin.

Sen ki iktidar olduğundan beri terörü azdıracak, en küçük azınlıkları ayrılma konusunda tahrik eden açılımlar yapacaksın!

Sen ki, 1071 Malazgirt zaferiyle Alpaslan zamanında Bizanslılardan alınmış vakıfların iadesine kadar azınlıklara mal iadesi yapacaksın!

Sen ki, “Güneysu’ya Potomya dense ne olur? Gürpınar Norşin olsa ne olur? İfadeleriyle doğuda Kürdistan, Karadeniz’de Pontus Rum devleti kurma çalışmalarının önünü açacaksın!
Sen ki Kıbrıs’tan vazgeçip, Van gölünde Ak damar adasındaki “cemaati olmayan” Ahtamara Kilisesini hizmete açıp dünyanın dört bir yerinden Ermenileri ve Ermenistanlı Yezidi ve Süryanileri getirip ibadet ettireceksin!

Sen ki, 1992’de Evren’in akıl hocası, Dersim Çemişkezek Yezidi Turgut Özal’ın aynı ABD’nin Kafkasya siyasetlerine alet ettiği Azerbaycan Karabağ’ın işgaline ve Hocalı Soykırımına sebep olan hatanın aynısını 18 yıl sonra, 2010 Gürcü- Rus savaşının mimarı olup sonra da “tatile çıktım” deyip, telefonlarını kapatıp izini kaybederken, Rus bombardıman uçakları Gürcistan’ı döverken, Saakaşvili’ye televizyon kameralarının önünde kravat yedireceksin!

Sen ki, “Müslüman’ım” deyip Müslüman Irak’ın işgalinde ülkemizi askeri NATO üssü olarak kullandıracaksın ve milyonlarca Müslüman kadının dul, çocuğun yetim kalmasına, bunların tecavüzlere uğramasından çocuk ve cesetlerinin organ mafyalarında pazarlanmalarına, milyonlarca Iraklının ölümüne, mevcut devletin yıkılmasına kadar olayların sebebi olacaksın!

Sen ki Türk askerinin başına Irak’ta çuval geçirtip, senin işbirlikçi siyasetlerine karşı olan devletin generallerini, subaylarını, gazetecilerini, Amerika’nın emriyle Silivri Koloni Toplama Kampına dolduracaksın!
Sen ki Saddam’dan Kaddafi’ye ve Beşer Esad’a kadar sana bel bağlamış bütün dost ülkelerin önderlerini teeek tek satışa getireceksin, Müslüman dünyasında nefret ile anılır hale geleceksin!

Sen ki, Kıbrıs savaşında en büyük destekçimiz olan Kaddafi’nin ülkesinin işgaline asker ve donanma göndereceksin! 
Sen ki, “Geçmişin öcünü alacağız! Türk olgusu artık bitecek!” Diye nutuklar vereceksin, Türk milletine düşmanlığını her fırsatta dile getireceksin!

Sen ki izninle Kürt dilinde yayın yapan devleti televizyonu TRT ŞEŞ (6)’de açılış programında “Türk’ün Ocağına Ateş Düşsün!” şarkılarını çaldırtacaksın!

Sen ki, İsveç’in başkenti Sotkholm’de PKK ile imzaladığın anlaşmaya, “Terörle savaşan subayından erine vatan evlatlarını olmayan ”vatana ihanet kanununa” göre yargılayacağını taahhüt edeceksin!
(Başbakan Turgut Özal 1987-88’lerde “Vatana İhanet Kanununu”  yürürlükten kaldırmıştı, minareyi çalmadan kılıfını hazırlamıştı.)

Sen ki bütün dostlarını Fener Rum, Ermeni patrikhanelerinden, Yahudi Rabbilerinden, Yezidi, Sabi imamlarından, Süryani papazlarından seçeceksin!

Sen ki, İran, Rusya tarafından “tabanca patlasa Kürecik’i vururuz!” tehditlerine sebep olduğundan Kürecik füze üssünün olduğu Malatya Erhaç Jet Üssünden Kandil’e operasyon için kaldıracağın yerde Akdeniz’e Lazkiye limanındaki Rus donanmasının resimlerini çektirmek için ABD emriyle uçak göndereceksin sonucunda bu uçak düşecek ve pilotlarından hala haber alınamayacak!

Sen ki, Ermenistan, Yunanistan, İsrail, kuzey Irak Kürdistanı ve PKK konusunda “sus-pus” olurken, sıra Müslüman ülkelere gelince, Libya, Cezayir, Tunus, Mısır, Suriye’ye “İktidarı bırakın, çekilin!- Artık Sabrımız Kalmadı” gibi saçmalıklardan ibaret AB-D menşeli tehditler savuracaksın ve Türk milletini Haçlıların uşağı, ordusunu da 1915’de Çanakkale’ye getirilip üstümüze saldırtılan Müslüman orduları gibi kölesi, “koloni ordusu” yapacaksın!

Sen ki bu milleti “One Minute” ve “Mavi Marmara” gibi çakma senaryolarla gaza getirip savaş ortamına devleti sokacaksın!

Sen ki “Komşularla sıfır sorun siyaseti” olarak adlandırdığın saçma, AB-D projeli dayatma siyasetlerle devleti 10 yıl içinde üç kez savaş tehdidi ile yüz yüze bırakacaksın!

Sen ki Türk milletini bütün dünyanın gözünde “kukla, değerlerine sahip çıkmayan” aşağılık duruma sokacaksın!
Sen ki, “Yeni Osmanlı” saçmalığın ile “Yezidi-Mason Bizans İmparatorluğu” kurmaya kalkacaksın! Devleti “36” parçalı federasyona böleceğini söylemiş kişi olacaksın!

Sen ki bu yaptıklarınla ana muhalefet partisince bile “Dış güçlerin taşeronu” olarak suçlanacaksın!
Sen ki, bütün bu ihanetlerinden dolayı seni bu devletin hiçbir kurumu ve kuruluşu yargılayamayacak derecede devletin kurumlarına el koyacaksın!

(Geçen hafta Pakistan Temyiz mahkemesi başbakanın mahkeme hakkındaki aşağılayıcı beyanı yüzünden kendi başbakanının milletvekilliğini ve başbakanlığını düşürüverdi. Bizde bu kadar bile bir yargı kırıntısı kalmamıştır. Devlet asırların Haçlı işbirlikçileri olan Yezid, Sabi Süryani, Rumlarca işgal edilmiştir.)

Sonra da bu milletten bütün Türk ve Müslüman dünyasını AB-D kölesi olmalarıyla sonuçlanacak pis kokuşmuş, dışardan kumandalı ihanetlerine “Milli duruş”  gibi asil bir ifadeyi de rezil ederek senin bu teslimiyetçi siyasetlerine onay vermelerini desteklemelerini bekleyeceksin!

Sen ki, 1974’de yapman gereken askerlik görevini 1982’de yapman bir yana, bu görevi yaptığına tanık olabilecek, iki tane tek tip elbiseli fotoğrafından başka “iki tane “ şahit bile gösteremeyeceksin, kendi çocuklarına ABD- İngiliz vatandaşı yaparak ve özel paralı askerlik yasalarıyla askerlikten sıyıracaksın!

(Muhtemelen Adnan Menderes gibi askerlik yerine para veren Sabetaycı Batum’a sığınmış, 1917’de Adana’ya gelip Ermenilere destek vermiş kukla, hain, işbirlikçi Süryani soyusun!” (Kynk= Gürcistan 2003 Azınlık Raporu ve Başbakan’ın Batum’dan geldiği ve dedesinin Adana’da zalim bir valiye karşı savaşırken öldüğü beyanıdır. Bloglarımda vardır.)

Sen ki, kutsal askerlik görevinden kendini ve çocuklarını kaçırırken, milletin çocuklarının Nemrut ateşlerinden korkunç ateşlerde yanacağı ve III. Dünya savaşını tetikleyecek savaşlara iteceksin ve her gün öldürülmelerini seyredeceksin!

Sen ki, iktidar olduğundan beri geçen on yıl içinde her yıl artan şekilde şehitler verilirken terörü bitirmek şöyle dursun, azdırıp, kuzey Irak’ta Kürdistan kurduracaksın!

Sen ki, sadece Türkiye Cumhuriyetini ve milletini savaşa sokmakla kalmayıp dünyanın sonunu getirecek bir dünya savaşını tetikleyecek siyasi tezgâhlarda bu milleti, devleti kukla yapacaksın!

Sen ki neden olacağın küresel III. Dünya Savaşı ile yok olacak yüz milyonlarca insandan toprağın üstünde ve altın da yürüyeninden yaşayan hayvanına ve bitkilerine kadar bu savaşta yanıp yok olacak her canlının lanetini hak edecek işlere alet olacaksın ve halkımızı da alet edeceksin!

Sonra da bu milletten “MİLLİ DURUŞ”  bekleyeceksin!

Yahu ey başbakan senin hangi sözün, hangi işin milli, hangi sözün vatanseverlik ifade etti ki bu güne kadar?
Sen bu güne kadar ağzına “Ben Türk’üm” lafını bir kere olsun aldın mı?

(Kibar görünüme sahip Sayın Abdullah Gül, siyasi veya gönüllü olsun ama en azından, bunu daha başında yaptı. RE.T.E’nin Gürcistan Batum’dan Adana’ya Ermenilere yardıma gönderilen dedesinin öldürülmesinden dolayı Türk milletine özel bir kini var herhalde!)

Sayın başbakan, senin “Milli” dediğin şey “Milli Kürt Aşireti “ olmasın?

Milli duruş kim sen kimsin?

Hatırlar mısınız bilmem,  1980’li yıllarda TRT’de gösterilen bir “Lüküs Hayat Opereti” adlı tiyatro oyunu vardı, onda şöyle bir tekerleme geçerdi;
-“Şamama kiiim sen kimsin? Herkes haddini bilsin! Şamama bir ev kedisi sen ise bir sokak kedisi!

Başbakanımız her ne kadar tarafımızdan ve benim gibi düşünenlerce “Milli” olarak değerlendirilememekteyse de, işbirlikçi Haçlı dünyası sayesinde elde ettikleriyle en azından artık bir “Ev kedisi Şamama” olarak değerlendirilebilir.

Biz de artık haddimizi bilelim.
İşte bir Şamama-Ev kedisi

Çünkü “Şamama gibi bir ev kedisinin” etrafında herkes toplanır, faydası olur ümidiyle yalamalıklar yaparlar ama bir buçuk milyarlık blog içinde “naçiz bir sokak kedisi” sayılan benim yazılarım kime ulaşır, kim benim ağzıma bakar ki?

Evsiz, barksız bir sokak kedisi!

Saygılar!

Takdir okuyucunun dur!

8-http://adilyargic.blogspot.com/2011/09/gurcistan-azinlik-raporunda-yezit_21.html#axzz1z11aAzio


 Bloglarımda daha çok yazı ve kanıt vardır!
Not; Şamama, ince kabuklu, turuncu renkli, kokulu, lezzetli yaz kavunu türüdür. Ağustos ayında çıkar, çıkınca alın yiyin afiyet olsun!

10 Haziran 2011 Cuma

SECIMLERE BIR GUN KALA


GENEL SEÇİMLERE BİR GÜN KALA

03. Kasım. 2002 genel seçimleriyle iktidara gelen AKP, 12.Eylül.1980 darbesinin ardından Dersim kökenli Yezit Kürt *ya da dönme Ermeni olma olasılığı yüksek Kenan Evren ile aynı memleketin Çemişkezek kazasının Yezitlerinden olan Turgut Özal ile birlikte oluşturdukları, Ermeni terör örgütü ASALA’nın yerini alacak ve memleketin başını onmaz dertlere sokacak “Kürtçülük” belasının yeni adı olan PKK örgütü üzerinden yürütülen “B.O.P” projesinin kapsamı dairesinde yürütülen sinsi, teslimiyetçi, işbirlikçi siyasetleri uygulamak amacıyla görevliydi.

*Kürt Yezidiliği, Kürtlerin Adem-Havva’nın terinden yaratılmış üstün ırk olduğunu iddia eden İ.S.1110’larda Emevi kökenli Halife Mervan soyundan Hicaz Arap’ı Yezit, Vatikan işbirlikçisi Şeyh Hadi Bin Musafir El Emevi sapığının Selçuklularla Kürtlerin arasını açarak Türk hakimiyetini kırmak amacıyla uydurduğu temeli Hicaz ve İran Mitracılığına dayanan uydurma bir dindir. Tanrıları, Şeytan-Tavus kuşu Şeyh Hadi, Hz. Ebubekir, Muaviye ve Halife Yezit’tir. Peygamber Muhammet kötüdür. Hind Budizminin kast sistemini yani köle doğumu kader sayan Kinist (Köpekçi) inançları esas alan köleci bir inanıştır. Adeviye Dini ya da tarikatı olarak ta bilinir. Abdullah Gül’ün de annesinin adı Adeviye’dir
Birbirlerinin karılarını kızlarını ayartıp kaçırmayı, kendilerinden olmayanları dolandırmayı, mallarını yağmalamayı ganimet sayarlar. Her evlenen Kilise ziyareti yapar. Tanrı dedikleri önderlerinin mezarlarından toprak alıp yerler.(Şeyh Hadi’den Abdullah Öcalan’a kadar)
Ermeniler, Süryanilerle isyanlara katılan,Vatikan uşağı
1915'de Gürcistan'a kaçan  Tiflis Yezitlerinden bir aile!
Bu yüzden Kürtler toprak reformu istemezler. Okuma-yazma bilmek “köle olan marabalar” için çok büyük günahtır. Bu yüzden okul yakıp öğretmen öldürürlerSünni Kürtler diye geçen aslında İslam ile alakası olmayan ama namaz dahil İslami birçok ibadeti farklı şekilde eski Mitracılık- Mecusilik geleneklerine uygun olarak yapan bu sapıklar AKP’nin, BDP’nin ve CHP’nin en ileri gelenleridirler.



Projenin denetçisi ABD-AB, finansörü de Suudi Arabistan ve Suud ailesi ile kan bağ olan, B.A.E’den Katar, Bahreyn, Kuveyt, Basra’ya kadar kukla sultanlıkları idare eden işbirlikçi Necd’li Yezit El Halife ailesiydi. Projenin militanları ise, bu işbirlikçi soyacağı ile akrabalıkları olan Harran Sabileri, Aramiler, Süryaniler, Yezit Kürtler ve Ermeniler ile Sünni ya da Alevi maskeli sağcı-solcu bu köklerden gelen dönmelerdi.
1950 genel seçimleriyle iktidar olan Demokrat Parti ile devlet içine doldurulan Atatürk ve devrimlerinin baş düşmanı olan bu işbirlikçi yapılanma Anadolu coğrafyasındaki Türk adlı bu devleti yıkma görevini son AKP hükümeti ile gerçekleştirmeyi başarmayı amaçlıyordu.

Bu yüzden 1950’den bu güne kadar olan seçimlerde ABD- İngiltere istemiyor bahanesiyle CHP “ortanın solu” saçmalığı ardında çekilerek bu yezitlerin iktidarda kalmalarını sağlamıştı. Halk,

Ağustos 1950’de DP’ce çıkarılan bir kanunla “Solcuyum diyen veya bu konuda yazılı-sözlü faaliyet gösterenlere” idam cezası ya da yurt dışına sürgün cezası getirilmesinin ardından soldan ürkütülmüş, 1960 darbesinden sonra çıkartılan “141. ve 142. Maddelerle” yıldırılmış, 12 Eylül 1980 darbesiyle de solun üstünden silindir gibi geçilerek, Amerikan- İngiliz işbirlikçisi, Kürtçü, bölücü, gerici teslimiyetçi yapılanma millete kurtarıcı gösterilmişti.

AKP “60” yıllık bu siyasetlerin sonuçlanmasını temin etmekle görevli Siyonist, Mason dini olan Vehhabilik, Bahailik (Nurculuk), Yezidilik karışımı Said-i Kürdi delisine söyletilen saçmalıkları ilke edinmiş “papaz imamların, ırkçı Yezit Kürtlerin” partisidir.

AKP aynen Menderes ve Özal hükümetlerinde uygulanan ağır sansür ve sivil faşizm uygulayan ABD-AB kumandalı, askeri- sivil- ekonomi işbirlikçi yapılanmanın desteğinde ülkeyi parçalama taşeronluğunu sürdürmektedir.

Bu güne kadar icraatlarına baktığımızda, birçok internet sitesinin silinmesi, yasaklanması, cezalandırılmasından, genel yayın yapan muhalif televizyon kanallarının ve yazılı basının sindirilerek susturulmasına kadar yasakçılığı ilke edinmiştir.

Balıkesir Gönen ilçesinin kaymakamı Bekir Dınkırcı’nın, genel seçimler nedeniyle ilçede içkili lokantalarda içki yasağı koyduğunu örnek olarak gösterebilirim. Basına yansımayan daha niceleri vardır kim bilir.

Bütün halka yapılan uyutmacalara, dayatmalara rağmen, bu güne kadar meydanı bunlara bırakan meclis içi ve dışındaki muhalefet de bundan nemalanma gayretinde olan destekçileridir. Yoksa bu millet bu kadar sessiz uyuşuk bir millet değildir. Destekçiler halkı on yıllardır uyutmaktadırlar.

23. Kasım.2008’de yazdığım “CHP ALEVİ KÜRT PARTİSİ Mİ?” başlıklı yazımın ardından bir buçuk ay sonra Türban açılımını gerçekleştiren CHP bir kaset operasyonuyla Deniz Baykal’ı indirerek PKK oylarına talip olmak için Kılıçdaroğlunu başa getirince de 22.Mayıs.2010’da “CHP’DE TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ” diye yazdım. Aynı yazıyı farklı adlarla diğer bloglarımda da yayınladım.

19.Temmuz.2010’da da “Hileci Tanrının Çocukları” ve “Sola Açılan Haçlı Seferleri” başlıklı yazımla da Atatürk’ün ardından gelen cumhuriyet tarihimiz boyunca CHP-SAĞ işbirliğini önceki yazılarımı da toparlayan bir yazı dizisi haline getirmiştim.
Kenan Evren

15 Eylül.2010’da da sözde “12 Eylül Darbecilerini yargılatmaya” yönelik olarak tanıtılan çakma referandum olayında da muhalefet partilerinin halkın oylarına sahip çıkmadığını “HALK OYLAMASINDA ŞİKECİLER VE İŞBİRLİKÇİLER” başlıklı yazımda yaptığım tespitlerle gözler önüne sermiştim. Yazımı, genel basında da bu yönde yazıların yazılması takip etti.

Bütün bu yazılardan sonra başta meclisteki ve meclis dışı muhalefet üzerinde halkın tepkisi yoğunlaşmaya başladı ve sonunda bu güne kadar yaşadığımız ve yıllardır özlemini çektiğimiz “iktidara oynayan” muhalefetin olduğu zevkli bir seçim kampanyası yaşadık.
Şebinkarahisar mitingi

Halkımızın baskılara karşı direnişi seçim meydanlarına yansımıştır. Hopa’daki AKP seçim konvoyunun taşlanması olayı bir öğretmenimizin ölümüyle, bir polisin yaralanmasıyla sonuçlanmış , meydanlar tıka basa dolmuş ve öyle ki, dün hava muhalefeti nedeniyle helikopteri kalkış yapamayan Kılıçdaroğlu’nun Şebinkarahisar mitingine katılması olanaksız hale gelince, Kemal beyin “telefonla” gerçekleştirdiği seçim konuşması bile kalabalık toplamıştır.

Diğer yandan Amerika Dış İşleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Atlantik okyanusunun öbür ucundan ülkemizdeki seçimlere ABD’nin ilgisini net olarak gösteren bir açıklama yapmış ve "-Çıkarımız her zaman özgür ve adil seçimlerin olduğunu görmekten yana. Türkiye, güçlü bir demokratik geleneğe sahip" diyerek sözlerini sürdürmüştür. Bu da B.O.P projesinin işbirlikçi eş başkanı olan “adamımızı seçin, o kadar para harcadık boşa gitmesin” mesajı olarak algılanmaktadır.

Son Suriye göçleri 1990’ların Irak’tan gelen Peşmerge göçleri ve ardından düşürüldüğümüz rezil durumları hatırlatmaktadır. 20 yıllık filim aynen aynı senaryo ile başka bir komşu ülke üzerinde oynanmaktadır.

Böyle giderse Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti “İslam’ın Kılıcı- Bekçisi” değil, “Haçlı Ordusu” olarak tarihe geçecektir.

Nurculuk, Fethullahçılık sayıklamaları ile de Müslümanların “Hıristiyanlaştırılması” ABD-Vatikan- AB destekleri ve işbirlikçi AKP- Yandaş camiası tarafından hızla sürdürülmektedir.

Her seçimde oy sayımlarında muhalefetin oylarına sahip çıkmamasının yanında bir de ABD patentli bir bilgisayar programıyla seçim sonuçlarının hükümet lehine değiştirildiği iddiaları da hatırımıza gelince bu seçimlerde de “Muhalefetin heyecanlı bir seçim kampanyası dışında” bir değişiklik olmayacağı, halkın oylarının gene sahipsiz kalacağı kaygısı yüreklere karabasan gibi çökmektedir.

01.Mayıs.2011 tarihinde yazdığım, “Muhalefetten Basına Herkes Halkın Gazını Alıyor” başlığı ile yayınladığım yazımı haksız çıkaracak sonuçların alınması, herkesin oylarına sahip çıkmalarını diliyorum.


Saygılar!

Adilyargic/keykubat