Blog başlığındaki "+40" UYARISINI GÖRDÜNÜZ MÜ?

Ey Türk Milleti!
Birinci vazifen seni İslamcılık ve Türkçülükle benliğinden koparan, Araplaştıran din, devlet, ticarette sana yer vermeyen, seni küçük dereceli askeri görevlere vererek ölüme süren, sana hocalık, başbuğluk eden hainlere giydirdiğin tacı geri almaktır. Bunu yapabilmen için seni uyandıracak her türlü bilgi ve belge mevcuttur. Ya özgürlüğünü kazan ya da öl. Kölelikle atalarının kemiklerini sızlatma. Arap Rumların ırkçı kinci ensest sapık dinlerinden çık. Kurtuluşun başlangıcı burasıdır. Aklen kurtulmadıkça saltanatın da olsa kölesindir unutma. Sen özgür birey olmadıkça kardeşliğin önemi yoktur. Devletin her yüksek kademesine göz dik yerini al. Tırsma. Çabala, savaş ve kazan! Birlikte yaşadığın kavimlerle kardeşlik o zaman daha güzel olacaktır. Alaeddin Yavuz

Tarih boyunca atalarımız günümüzdeki kadar, her türlü bilgiye ulaşabilecek böyle bir çağ yaşamadılar.

Bizler tümünden şanslıyız. Buna dayanarak, blog içerikleri binlerce yıldır doğru bilinenleri sorgulamaktadır.

Tedbir olarak yanınızda sağlık ekibi bulundurunuz veya çıkınız! +40 :))

İster bu bloğda, ister okulda, camide veya başka yerde hiçbir yazılanı, öğretileni “sorgulamadan, araştırmadan” doğru kabul etmeyiniz!

Blog yazılarının telif hakları-copyright © “adilyargic; adilyargicc; keykubat.blogspot.com ve keykubat.blogcu.com” rumuzlarıyla yazan Alaeddin Yavuz’a aittir.


Vatan-Millet davası,hiçbir kurum veya kuruluşa havale edilemez, milletçe sahiplenilmedikçe hiç bir dava milli değildir.
Davasına sahip çıkmayan halk da millet değil sürüdür. Adilyargıç/Keykubat.

Yazılarımı ırkçı, etnik,dini ayrımcı bulanlar, Atatürk'e yapılan 26 Kürt isyanı, 25 suikastın arkasında ve 30 yıldır, 50.000 insanımızın ölümünde Kürt Yezidiliği ardında saklanmış gayrimüslüm azınlıkların olmadığını ispatlasın.

Hala okumak istiyorsanız buyurunuz.

Saygılar, sevgiler!

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Mayıs 2011 Cuma

BASABAKAN RECEP TAYYIP ERDOGANIN EDEBI

BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN EDEBİ

Resmi ben yapmadım.Linki altında!
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.Çizerler
Başbakanımız fırsatını buldukça ulu orta edeb dersi vermekten büyük mutluluk duymaktadır. İki gün önce yaşanılan iki MHP yöneticisinin medyaya sızdırılan kaset rezaletleri bir iki gündür Deniz Baykal’ın da eskimiş kaset olayının da eklenmesiyle başbakan ve yandaş medyası tarafından günün her saatinde temcit pilavı gibi ısıtılarak kamuoyuna sunulmaktadır.
Bu gün akşam haberlerinde gene başbakanın başlattığı seçim turlarında bu konuyu işlediğine tanık olduk.
İktidara geldiğinden beri,”İlim İrfan Yuvası” diye çocuklarımızı göndermek için dershanelerce soyulmamızdan özel derse veren öğretmenlerinden  okullarda satılan sayısız kitap vs.ıvır zıvıra razı olmamızın karşılığında AKP Genel Başkanı Başbakan (RITE) RE.T.Erdoğan’ın Üniversitelerde "eşcinsel kulüpler açılmasını" yasalaştırmak gibi daha nice “EDEB’li icraatlarına bir bakmak isterseniz buyurunuz.


EDEB=;Mevlana’nın öğretisi;
E=EL-Hırsızlık ve el ile yapılan kusurlardan, günahlardan vb.den kaçınmak.
D=Dil,sözüne hakim olmak;
E=Etek, kız, kadının cinselliğine sahip çıkması, fuhuştan, orospuluktan uzak durması.
B=Bel, erkeğin erkekliğine sahip çıkması ve ırza namusa dikkat etmesi. Irz düşmanlığından kaçınması!
“İlim İrfan Yuvası” diye göndermek için yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz çocuklarımıza adı “Eğitim Kurumu” olan bu binalarda her türlü “cinsel sapıklığın öğretildiğini” biliyor musunuz?

Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde çıkartılan yasayla AKP’nin Üniversitelerde “kadın ve erkeklere ait eş cinsel kulüpler açılmasını yasayla zorunlu hale getirdiğini elan duymadıysanız, aşağıda gazetelerde yayınlanan haber küpürleri ve linkleriyle takip ederek görünüz ve emin olunuz.

AKP’nin çıkardığı yasalarla kumarı “uluslararası bahis şirketleriyle bağlantılı” hale getirdiğinden de habersizseniz onu da buradan öğreneceksiniz demektir.
“Nurculuk” adlı sayıklamanın aslında Müslümanlık değil, bir Mason dininin İslamiyet’le maskelenmiş hali olduğunu, terör örgütünce tayin edilen bu adı “imam” olan sapıkların camileri Hıristiyanlık öncesi İnanna- Venüs tapınaklarında “ibadet” adı altında yaşanan “kutsal fahişe kültü” şartlarında cinsel sapıklık merkezi haline getirdiklerini göreceksiniz!

Bilmiyorsanız okuyunuz!!!

Başbakan'dan CHP'ye Edep Dersi;
28.04.2011 08:20:00
Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na sert yanıt

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na sert yanıt Seçim mitinglerine İstanbul’da devam eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Halkalı’daki açılış töreninde seçmenlere seslendi. Başbakan konuşmasında kendisiyle ilgili bir dil sürçmesi yaşayan CHP lideri Kılıçdaroğlu’na da yanıt verdi:


BELİNE HAKİM OLAMADILAR:

En iyi yaptıkları şey küfür. Ağızlarını bozuyorlar, adeta ağızlarından köpükler saçıyorlar. CHP’nin bir gazetenin edepsiz başyazarını neden transfer ettiği şimdi çok iyi anlaşılıyor. Meğer daha iyi küfretmek, daha iyi hakaret etmek için transfer etmişler. Anlaşılıyor ki, o yazarların dizlerinin dibine oturmuşlar ve güzelce derslerini ezberlemişler. Kol kola yürüdükleri, avukatlarını yaptıkları o çetelerin dilini, jargonunu epeyce bir ezberlemişler. İşte siz busunuz, bu kadarsınız. Güzel bir söz var, ‘üslubu beyan, aynıyla insan-ağzınızdan çıkan neyse, siz osunuzdur.’ ‘Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye?’ CHP liderinin çok ama çok iyi bilmesi lazım, ‘Eline, diline, beline hakim olacaksın’, kim söylüyor bunu, Hacı Bektaşi Veli. Ellerine hakim olamadılar, her fırsatta yürüttüler. Bellerine hakim olamadılar, kasetler ortada ve kendisi de o sayede genel başkan oldu. Şimdi de dillerine hakim olamıyor ve konuşmuyor, adeta cüruf saçıyorlar.

EDEP YAHU:

Diğer partilerin liderleri ve sözcüleri de CHP Genel Başkanı’nın yolundan gidiyorlar. Bunlar millete bidon kafalı derler, göbeğini kaşıyan adam derler, yüzde 60’ı aptal derler ama milletin o güzel Türkçe’sine, zerafetine, adabına zerre kadar sahip değiller. ‘Edep yahu’ diyorum, ‘edep yahu!’ Bu üslubu, bu dili milletimin takdirine bırakıyorum. Anaları dile alanlara sesleniyorum. Sayın Kılıçdaroğlu, bizim medeniyetimizde anaların yeri çok saygındır. Benim sizin annenize saygım var, teşekkür ediyorum. Bu çirkin sözleri, özellikle de CHP’li kardeşlerimin, MHP ve BDP’ye gönül vermiş kardeşlerimin takdirine bırakıyorum. Sizden rica ediyorum, CHP, MHP ve BDP’nin sözcüleri ekranlara çıktığında televizyonlarınızı kapatın. Ya da çocuklarınızı televizyonlardan uzak tutun, en azından çocuklar bu üslubu duymasınlar……”

“AB’a uyum hızlı başladı… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Gay ve Lezbiyen derneği tüzüğünü ahlaka aykırı bulmadı(!)
Peşinen kanunlara konmuş
Başsavcı kararında, 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun, AB Siyasi Kriterleri, Katılım Ortaklığı Belgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan uluslararası insan hakları sözleşmeleri dikkate alınarak hazırlandığı belirtildi.
Başörtüsü’ne getirilemeyen özgürlük
Kararda AKP’nin AB’ye uyum çerçevesinde hazırladığı son Türk Ceza Kanunu’na atıfta bulunularak “Yeni TCK’nın yapılandırılmasında ‘cinsel yönelim ayrımcılığının’ tartışıldığı bir dönemde, eşcinsel olmak ahlâksız olmak anlamına gelmez. Aslolan tüm ahlâk bilimleriyle uğraşanların ortak birleştikleri nokta olan insan iradesinin hür olması gerektiğidir” denildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KAOS Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırma ve Dayanışma Derneği’nin adında ve tüzüğünde ahlaka aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, derneğe kapatma davası açılmasına yer olmadığına karar verdi. Basın Savcısı Kürşat Kayral, Ankara Valiliği’nin derneğin adında ve tüzüğünde ahlaka aykırılık bulunduğu iddiasıyla derneğe kapatma davası açılması istemiyle yaptığı başvuruyu karara bağladı.
Kararda, 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun, AB siyasi kriterleri, Katılım Ortaklığı Belgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan uluslararası insan hakları sözleşmeleri dik

Bir Üniversitede İlk Eşcinsel Kulübü

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde kurulan gay-lezbiyen öğrenci kulübü, Türkiye’de bir ilke imza attı. 15 öğrenci tarafından bir ay önce kurulan ve üniversitede paneller düzenleyecek olan kulübün üyeleri “Heteroseksüeller de bize destek oluyor” dedi.
Bilgi Gökkuşağı Lezbiyen – Gay – Biseksüel – Transseksüel – Travesti Kulübü’nün kurucuları “Darısı diğer üniversitelerin başına” diyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri, LGBT (Lezbiyen Gay Biseksüel Transseksüel- Travesti) kulübü kurarak, üniversite sınırlarında ilk kez resmiyet kazandı. Bilgi Gökkuşağı LGBT adıyla bir ay önce kurulan kulüp, üniversite yönetimine takılmadan faaliyetlerine başladı. “Bir grup çirkin ördek yavrusu kuğuya dönüşmek ve başka çirkin ördek yavrularını da bulup kuğuya dönüştürmek için bir araya geldik” diyen 15 öğrenci, kampus içinde çeşitli etkinlikler düzenlemek için kolları sıvadı. LGBT temalı film gösterimleri, söyleşiler, sempozyumlar, sorunlara dikkat çekmeyi planlayan paneller, okulun psikolojik adnışmanlık biriminin de desteğiyle gerçekleştirilecek. Bireylerin kimliklerini açıklama, kendileriyle barışma süreçlerine destek olmak amacıyla hazırlanan broşürler okul içinde dağıtılacak.
KAPILAR HERKESE AÇIK
Kulübün kapıları, homofobik (eşcinsellik korkusu) olmayan tüm Bilgi Üniversitesi öğrencilerine açık. Aralarında heteroseksüellerin de bulunduğu kulüp, faaliyetlerini hem Dolapdere hem de Kuştepe’deki kampuste sürdürecek. Üniversitenin, LGBT bireyler için nasıl daha üretken ve sorunsuz bir biçime dönüştürebileceği üzerinde de durulacak.
YALNIZ DEĞİLSİNİZ!
Üye sayısını artırmayı hedeflediklerini söyleyen Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü son sınıf öğrencisi olan 23 yaşındaki Özgül Herdem, “Yalnız olduğumuzu düşünerek yola çıktığımızda fark ettik ki aslında okulda çok kişiymişiz. Amacımız ‘Yalnız değilsiniz!’
Aşağıdaki yazının linkidir;

Bilgi Üniversitesi’nde 15 öğrenci tarafından kurulan ve üniversitede paneller düzenleyecek olan Türkiye’nin ilk gay-lezbiyen öğrenci kulübü, üniversite camiasında tartışma yarattı.

Velilerden tepkiler gelirken, üniversitelerden bu konuda farklı sesler yükseldi.

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ

İzin vermememiz insan

hakları ihlali olurdu

Bilgi Üniversitesi Öğrenci Dekanı Yrd. Doç. Dr. Halit Kakınç, "Türk toplum yapısına ters düştüğü için 10-15 kadar veli tepki gösterdi. Biz liberal bir bakış açısıyla kulübün açılmasına izin verdik. Onları yok saymamız ve kulübün kurulmasına izin vermememiz, insan hakları ihlali olurdu. İyi bir yaklaşımda bulunduğumuzu düşünüyoruz. İnsan hak ve tercihlerine saygılı bir üniversiteyiz" dedi.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

Bizim öğrencilerimiz

bilimle ilgilenirler

Gazi Üniversitesi Rektör Danışmanı Doç. Dr. Nazife Güngör, "Henüz böyle bir talep gelmedi, gelmez de. Bizim üniversitemizde daha öncelikli sorunlarımız var. Bunlar demokrasi göstergesi adına yapılan girişimler. Öğrencilerimizin böyle talepleri olmuyor. Bizim öğrencilerimiz bilimle ilgileniyor ve sportif tesis, kütüphane istiyor. Bu tür oluşumlarla ilgilenmiyorlar" diye konuştu.

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ


Cinsel, dinsel, siyasal

oluşumlar, kulüp değil

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Peyami Çelikcan: "Öğrenci kulüpleri, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin öğrenciler tarafından yürütüldüğü ve ortak ilgi alanlarına sahip öğrencilerin buluştuğu oluşumlar olma özelliği taşıyor. Üniversitemizde bu amaçla kurulmuş 34 kulüp bulunuyor. Dinsel, cinsel, etnik, siyasal kimlikleri ön plana çıkaran oluşumlar ise kulüp anlayışı dışında kalıyor."

 

ORTADOĞU TEKNİK

Böyle bir şey bizim kriterlerimize uymaz!

ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut ise "Böyle bir şey bizim kriterlerimize uymaz. İzin vereceğimizi zannetmiyorum. Çünkü kulüplerin topluma yararlı aktiviteler olmasına dikkat ediyoruz. Her türlü kulüp kurulmuyor" dedi.

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ

Talep geldiği takdirde

senatomuz değerlendirir

Bilkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kürşat Aydoğan: "Böyle bir talep gelirse senatoda, öğrencilere söz veren üniversite olarak değerlendirilir. Demokratik bir uygulama sonucunda ve öğrencilerin istekleri doğrultusunda karar verilir."

SABANCI ÜNİVERSİTESİ

Diğer öğrenci kulüplerine

baktığımız gibi bakarız

Rektör Prof. Dr. Tosun Terzioğlu, "Bu kulüplere, diğer öğrenci kulüplerine baktığımız gibi bakarız. Yani herhangi bir öğrenci kulübü kurulurken hangi kriterleri uyguluyorsak ona da aynısını uygularız" diye konuştu.
Dünya Bankası desteğiyle 'Anne! Ben eşcinselim' kitabı
TUĞBA TEKEREK
Kanun uygulamaya geçince çıkan olayın haberi için-tıkla

Eşcinseller, Dünya Bankası'nın desteğiyle Anneler Günü için "Canım Ailem Öyküleri: Anne! Baba! Ben eşcinselim" adlı bir kitap hazırladı. Dünya Bankası'nın 5 bin dolarlık bağış yaptığı kitabın, anne-babalarla eşcinsel evlatların barışmasına vesile olması amaçlanıyor.
Dünya Bankası 2006'da "marjinalleşmiş ve korunmaya muhtaç grupların güçlendirilmesi için vatandaş katılımını sağlamak amacıyla", Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma (Kaos GL) Derneği'ne bağışta bulunmuştu. Kitabın maliyetinin yarısı bu hibeyle karşılandı.
Aşağıdaki yazının linkidir;

Aşağıdaki yazının linkidir AKP’ci Sabah Gazetesinden;

AKP Hükümetinin karnesine; zina’yı suç olmaktan çıkarma, domuz üretimine serbestlik sağlanması, 12 yaş altındaki çocuklara Kuran’ı Kerim eğitiminin yasağından sonra ülke insanımızın inanç, örf ve adetlerine ters düşen at yarışı bahislerini uluslar arası hale sokması eklendi.

“Artık yurt dışındaki at yarışlarına da bahis oynanabilecek”

Geçtiğimiz günlerde benzer başlıklar ile gündemimize giren bu haber; 2 Mart 2008 tarihinde resmi gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı sonucu ortaya çıktı.

Ve bu karar ile birlikte Türkiye Jokey Kulübü artık gerek yurtiçi gerek yurtdışında düzenlenen yarışlar üzerine hem yurtiçinden hem de yurtdışından müşterek bahis kabul etme hak ve yetkisine sahip oldu. Ayrıca at yarışlarını takip yetkisi de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bırakıldı.

2008/13260 Sayılı karar ile yürürlüğe konulan esaslar gereğince artık yurt dışında da bahis oynanabilecek.

İşte böylece Devlet eliyle kumar uluslararası hale getirilerek genişletilmiş oluyor.
Yasak kavram genelgesi

İçişleri Bakanlığı okullara "Dini kavramları doğru kullanın" uyarısında bulundu. Başbakanlığın bu yönde hazırladığı genelgeye göre "İslami terör," "İslamcı terör," "ılımlı İslam" gibi kavramlar tümüyle yasak. Öteki bazı kavramlar da kutuplaşmayı körükleyici biçimde kullanılmayacak.

Okullarda 45 kelime yasak

İçişleri Bakanlığı okulları dini kavramlar konusunda uyardı, İslamcı terör, kara çarşaflı, şeriat, batı, kışla, laikçi gibi 45 kelimenin kullanılması yasaklandı.”
Daha nicelerini okumak için bu linki tıklayınız!
 
EDEB konusuna devam edelim. 

Bağımsızlık savaşını “anarşi” işçi direnişlerini “asayişi bozmak” olarak yorumlayan, Mazenderani Bahaullah’ın 19.yy.’da kurduğu “Bahailik-Nurculuk”  akımının yolundan yürüyerek doğduğu köyün adı olan Nurs ile bunu kaynaştırarak “Kürt Nurculuğu” akımını İngiliz ajanlarının destekleriyle kuran Bitlisli Yezit Deliüzzaman-ı Said-i Kürdi’nin başlattığı “İslam Kürdistanı” çalışmaları,14.5.1950’de Adnan Menderes hükümeti döneminde geçen 10 yıl içinde devletin bütün kademelerine ve sömürge olan bütün Müslüman ve Türk devletlerine sömürgeci devletlerce dayatılmıştı.

Deliüzzaman-ı Said-i Kürdi, “Kastamonu Layihalarını” yazdığı sürgün hayatında, “yeterli bilye sahip imam yok” gerekçesiyle camilerde vaaz vermeye Demokrat Parti hükümetince teşvik edilmişti. Bunun kaynağı da, Deliüzzaman’ı “Rus Ajanı” olmakla suçlayan anılarını “Tüfek Omuza” adlı kitabında yazan Nurettin PEKER’dir. Verdiği vaazlarla Karadeniz bölgesi halkını o zamanlar zehirlemişti.  Zehirlenmiş bu kadrolar günümüze kadar bütün hükümetlerde yer alarak gizli- açık bölücülüğün, ihanetin başını çektiler. Bu günleri hazırladılar. Bu yüzden bölücü örgüt Karadeniz'de kolayca barınma olanağı bulmaktadır.

 2002’de AKP’nin iktidara gelmesinden sonra, özellikle “Ergenekon Operasyonları” başladığında, ayrılıkçı terör örgütünün idaresini “Sol eğilimli Kürdistan” hedefi güden Dersimlilerden almışlardır.

Şimdi yürüttükleri siyaset gereğince Diyarbakır ve diğer Doğu Anadolu illerinde halkı camiye zorlayarak sapık öğretilerini baskıyla kabul ettirmeye başlamışlar. Olayla ilgili düzenlenen mahkeme tutanaklarında da bu “İslam Kürdistanı” kavramındaki İslam’ın da gerçek İslam değil, önceki yazılarımda tespit ettiğim “Tevrat, İncil, Yezidilik, Budizm, Hinduizm” temelindeki bir “Mason Tarikatı” esasında olduğu görülmektedir.

Çünkü, PKK imamı diye adı geçen kişinin anlattıkları arasında “Hz. Muhammet ve Kuran’ın boş şey” olduğu ve Said-i Kürdi’nin risaleleri olan saçmalıkların ise “gerçek, ilahi” olduğu öğretilmektedir.

İşte, Yeniçağ Gazetesi yazarı Behiç KILIÇ’ın köşesinden aldığım yazıyı buyurunuz;
PKK “imamı (!) Kur’an’a saldıran bir cinsel sapık çıktı!..

 Konuyla ilgili başka haber linki

PKK bir süredir bölge insanı üzerinde dini baskı kurmayı deniyor.. Vatandaşları camiye gitmemeye zorluyor..
Bu yetmiyor, çetenin imam diye sunduğu kimlikler ardında namaza durmaya zorluyor..
Bu imam kılıklı militanların kimlikleri konusunda bazı bilgiler olduğunu aktarmıştık.. Bu sapkınlar içinde en dikkat çekici olan Hüseyin B. adlı kişiydi.. CIA ajanları tarafından yönlendirildiği tespit edilen Hüseyin B. devletin eline geçirilmişti.. Yargı önüne gönderilen Hüseyin B. hakkındaki iddianamede çok çarpıcı dokümanlar bulunuyor..
Bu sapkın kişinin, Kutsal Kitap hakkında söyledikleri de zihnindeki karanın dışa vurumu gibi!..
Dahası bu karanlık adamın sapkın cinsel teşebbüsleri de iddianamede yer alıyor..
Erotik resimlerin ele geçirildiği, B.’nin telefon dinleme kayıtlarında özellikle kız çocuklarına din dersi adı altında toplantılar düzenlediği, bu konuşmalarında kızlara hakaret, fiili livata ve cinsel ilişki içerikli görüşmeler yaptığı ifade ediliyor...
İddianamede sanığın telefon görüşmelerinde ders verdiği kızlara kendi cinsel organından söz ettiği, anal ilişki teklif edip geceden sabahın erken saatlerine kadar 4.5 saat cinsel konuşmalarda bulunduğu vurgulanıyor!..
***
Sanığın ayrıca bir başka telefon görüşmesinde ’Mustafa’ adlı kişinin çocuğuna Melis adını koyacağını belirtmesi üzerine, ” Marya koy. Süryani ve İbranice daha hoş “ dediği bildiriliyor..
İddianamede, Hüseyin B.’nin toplantıya katılan ‘Nuri’ adlı kişinin askere gidip gitmeme konusunda görüşünü sorması üzerine de, ” Seni çürük yaparız. Başka tarz olmaz. Kendini deliliğe vur, her tarafında hastalık uydur “ dediği anlaşılıyor..

***
AKP icraatları olan Haber için tıkla
Bu sahtekârın asıl sınır tanımazlığı Kur’an-ı Kerim’le ilgili beyanları..
Şöyle diyor..
“ Piyasadaki Kur’an’ın vallahi fen kitabı kadar kıymeti yok. Yani hiçbir b...k Kuran da yok. Bakın size b....k diyorum. Yani git bir meal getir hiçbir b...k yok, milletin kafasındaki Kur’an yeterli değil. Artık her yerde söyleyin, sizin anlattığınız peygamber, Allah yeterli değil, onların anlattığı Allah vallahi Bediüzzaman kadar büyük olmuyor, onların Allah’ı neyi biliyor? Ben size söyleyim hayali bir şeye inanmışlar. Hiçbir şey ifade etmiyor.. Onların bahsettiği Kur’an’ı getirin bana, bir şişe mürekkeple sabaha kadar yazar bir gecede bitiririm..“


İlim irfan yuvası bilip sonunda çocuklarımızı bir gelecek sahibi olsunlar diye, yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz, ana okulundan Üniversitelere kadar yıllarca “eğitim” adı altında soyulmamıza ses çıkarmadığımız çocuklarımızı bu “ilim irfan yuvalarında (!) “ AKP’nin belirlediği gelecek bu mu olmalıdır?

Gelelim terörün Karadeniz’e inme sorununa. AKP hükümetinin kültürünün İngiliz ve Vatikan işbirlikçisi ve Vatikan’dan da 1958’de“takdirname” aldığını kendi hayatını yazdırdığı Tahrir-i Hayatım” adlı kitabında okuyabilirsiniz.

Mason Bahaullah, Efgani ve Abduhların ardılı olan Mason Deliüzzaman-ı Said-i Kürdi kurmak istediği Yezid Kürdistanı’nı Atatürk’ün engelleriyle başaramadıysa da bu gün devlet aynı çizgiye geri döndürülmüştür.

İşte AKP'nin gerçek yüzü
AKP’yi oluşturanlara baktığımızda, Deliüzzaman’ın fedaisi Palu’lu Şeyh Said’in torunları, onun emriyle Atatürk’e 26 Kürt isyanı çıkaranların çocukları torunları,Şağka kanunu bahanesiyle Pontusçu Rum isyanları ile Menemen Kubilay olayını yapan Nurcu tarikat şeyhinin oğlu B.Arınç gibi tipler, 1915’de Ermenilerin tehcir edileceklerini gördüklerinden erken davranarak Gürcistan’a kaçıp yerleşen Tiflis’li Yezidi Kürtler ile Batum’a yerleştirilmiş Süryani Aramiler, Nasturilerin çocukları, torunlarından olan RE.T.Erdoğanlar, Kürt Yezidliğinin Sünni Mezheplere sıkıştırılmış adı olan “Adeviye Tarikatının” mensubu olan ve anası bu adı taşıyan Abdullah Güllerin Karadeniz’de en büyük akrabaları da “köçekleriyle meşhur” Kastamonu ve Sinop bölgesidir.
Bu yörede düğünlerde “kadın elbisesi giymiş erkek oynatmak” yaygındır ve bunlara da Köçek” denir. Köçekler de tef çalarak Yezidi ayinleri yürüten Yezidi ruhbanların adıdır.

Irak ve Suriye’nin  “Kutsal Fahişe-Ana Tanrıça” kültü olan “İnanna Kültü” Doğu Anadolu’da İştar, Anadolu’da Kibele, Rize’den Üsküdar’a kadar olan Paflagonya yöresinde de “Venüs Kültü” olarak Hıristiyanlık öncesinde ortak inanıştı. İngilizce sözlüklerde (Örn-Oxford) bile “Paphos-Pafos” Kastamonu- Sinop yöresinin adıdır ve “fahişe” demektir. Bu inanca sahip olanların tapınaklarda kadın cemaatin erkek rahiplerle, erkek cemaatin de “peçeli-türbanlı” kadın fahişe rahibelerle cinsel ilişkiye girerek günah çıkarma ritüelleri vardı. Joseph Cambell bu konuyu yıllar önce yazdığı “Batı Mitolojisi” adlı kitabında işlemişti.
Kutsal Fahişe Kültü konusu

Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Basra, Bağdat, Harran, Van, Erivan, Tiflis, Batum, Rize, Samsun, Tokat, Sinop, Kastamonu (Üsküdar’a kadar) denizci Semitik Arapların ve kripto Greklerin yerleşim bölgeleridir. Tümü de Hileci Grek tanrısı Hermes Trimegistos’a yani Şeytan’a taparlardı. Tümü de Yezit namazı kılan Sabi’ydi. Yani Yezidiydiler ve her dine dönen inanca sahiptiler.

Karadeniz’de terör örgütünün yer bulması işte bu soy ve inanç akrabalığına dayanmaktadır. İstanbul’da bir eğlence yerine gittiğinizde bol bol Kürt ve Laz müzikleri dinlersiniz. Bölücülükte işbirliklerinin kaynağı da bu soy ve inanç akrabalığıdır.


BİM Marketlerinin sahibi Cüneyt Zapsu’nun başlattığı “kadınlı erkekli” namaz açılımını internet düşen “porno alemli zikir” videoları takip etmişti.

Kadınlara, Hıristiyan Yas kıyafeti olarak da bilinen “çarşaf-peçe” kıyafetini şart koşan Nurculuk sayıklaması, İhsan Doğramacı ile 1980’lerde yerini “Türban” adı verilen simgeye bırakmıştı.
Her ne kadar kendilerini namaz kıldıkları için “Sünni” olarak tanıtsalar da, PKK imamının sözlerinde de açıkça ortaya konulduğu gibi Hz.Muhammed’i ve Kuran’ı ret etmektedirler.

Bu yazıları okuduktan sonra AKP ile ülkenin varacağı yeri tahmin etmeyi, yazılıp çizilen yolsuzluk olaylarından üniversite ve devlet memuru sınavlarına kadar milleti ayağa kaldıran rezillikleri ve gerisini yargılamayı sizlere bırakıyorum.
AKP’nin yandaş basınından olan Taraf gazetesi yazarı Cem Sey  bile AKP’yi bakın nasıl tanımlamış;_

"Kırk haramiler tarafından kervanları devamlı soyulan bir kervan sahibi, "malımı koruyacak bir babayiğit var mı" diye sormuş. Ufak tefek, utangaç bir adam çıkarmışlar önüne, "en iyisi budur" demişler. Kervan sahibinin adamı pek gözü tutmamış ama denemeye karar vermiş.
Yola çıkmışlar. Kırk haramiler tabii yine çıkagelmiş.
Kervanı soyup soğana çevirmişler ama "babayiğit'ten gık çıkmıyor.
Sonunda haramilerin başı, kervan sahibine dönüp, "bizi kılıçtan geçirecek birini tutmuşsun, kimmiş bakalım o" deyince, kervan sahibi saniye sektirmeden adamı işaret etmiş.
Birinin kendilerini keseceğini iddia etmesini gurur meselesi yapan kırk haramiler de cezalandırmak için birer birer adamı iğfal etmeye başlamış.
Tam sıra kırkıncıya geldiğinde adam "heeeyt" diye narasını atıp, kılıcını çekmiş ve hepsini doğramış, sonra da gururla kervan sahibine dönüp, "nasıldım ama?" demiş.
Kervan sahibinin hâlâ korkudan yüzü beyaz, bacakları titriyor. Yanıt vermiş: "İyiydin de, her seferinde kırk haramiyi ben nereden bulacağım?"
MHP'LİLERİ VE AK PARTİLİLERİ ÇİLEDEN ÇIKARACAK İĞRENÇ BENZETME

Bu hikayeyi anlatan Taraf yazarı sonra aynen şu yorumda bulunuyor:
"İşte AKP de böyle bir "babayiğit".
Yani erkekler tarafından igfal edilen bir babayiğit...
Çirkin benzetme burada da bitmiyor...
Devamına MHP'yi de karıştırıyor...
MHP'de onun deyimi ile "AK Parti'yi düdükleyen 40 yiğit" rolünde...

"AKP'ye her gün sormak artık farz oluyor: "AB reformlarını ciddiye almanız için, her reformdan önce düdükleyecek kırk MHP'liyi size biz nereden bulacağız?"

Son zamanlardaki terör örgütü ile AKP arasındaki kavga aralarındaki ortaklığı maskeleyen, seçim öncesinde iktidar partisini "vatansever" göstermeye yönelik olarak yürütülen asker ve polislerimizin de canını alan kirli bir oyundur. Kastamonu'da pusuya düşürelerek öldürüle polis Memurunun cenazesine başbakan "seçim gezilerinden" başka mazereti olmamasına rağmen katılmamıştır.

Takdir milletindir!
Milletler demokrasilerde “kendi geleceklerini oylarıyla belirlerler!” Siz de oylarınızla 12.Haziran 2011’e belirleyeceksiniz!!!




                                                             Kastamonu Köçekleri İzle.


                                                     Başbakan RE.T.E'nin Kürt Kankaları;